Yıllar geçsede üstünden, bu kalp sizi unuturmu?

Bir yazıya başlarken bu kadar düşüneceğimi bukadar tutuklu kalacağımı ve gerçek anlamda zamanda geriye dönüş yolculuğu yapacağımı tahmin edemezdim. Dün öğlen saatlerinde posta kutuma düşen bir mail ile facebook ta beni benden alan ve yıllar öncesine götüren o resim ile karşılaştım. Bu resmi paylaşan sevgili Erhan Ziya SANCAR hocamızdan başkası değildi. Sanmayın bir tek öğrencisiyle arkadaş, dost, abi, kardeş olan hababam sınıfının meşhur edebiyatçısıydı bizimde bir edebiyatçımız vardı her ne kadar edebiyat dersimize girmesede :)

1995 li yılların sonunda orta okulun bitmesinin ardından istanbulda gözlerimi ilk açtığım sokak olan gediz sokaktan ayrılmak zorunda kaldım ve takvim yaprakları 1998 yılı haziran ayını gösterdiği zaman ise feriköy semtinden tamamiyle ilişkimi kesmek zorunda kalmıştım. Aradan geçen bunca süre zarfında eski orta okul sıra arkadaşlarımdan bazılarını nadir olarak görebiliyordum, hayat mücadelesi başlamıştı ve artık düşünülmesi gereken daha derin olaylar söz konusuydu. Yılların geçmesi, teknolojinin gelişmesi internet dünyasının 56k fax modemlerden ADSL zımbırtısına geçişiyle birlikte facebook denen sosyal ağ platformu ortaya çıktı. Tabi facebook ile tanışmamız yurt dışında yaşayan arkadaşlara nazaran biraz daha geç oldu ama yinede bu ağın bir parçası olmaktan kendimizi alı koyamadık. İlk başlarda son derecede karşısında durduğum bu platformun gün geçtikçe geride bıraktığımız geçmiş dönemlerimizin, hafızamızdan silinmeye yüz tutmuş anılarımızın canlanmasına yardımcı olduğunu gördükçe bu karşı tutumum son derecede hafifledi ve sempati duymaya başladım . İşte bu sosyal ağ platformu ve Sevgile Erhan Ziya SANCAR hocamızın iş birliği ile yıllar sonra ilk okul ve orta okul arkadaşlarımı yeniden görme eski anıları yeniden tazeleme fırsatı buldum. Bu inanılması güç bir mutluluk ile birlikte bir o kadarda hüzünlü sonbahar havası estirmeye başladı yüreğimde.  Düşününki  bir makale yazıyorsunuz ve orta okul sonlarında bu makalenizin içinde bir yerlerde bir parantez açıyorsunuz. Aradan yıllar geçiyor ve bu parantezi kapatıp makalenize yeniden devam ediyorsunuz ki parantezi ilk açtığınız kısımdan kapatıncaya kadar hayatınızda bir çok şey olup bitmiş ve arada gerçekten uçurum sayılabilecek ve birleştirmesi imkansız boşluklar oluşmuş.

İlla birşeyler yazmak adına kendimi fazla zorlamanın bir anlamı yok sanırım gerçekten uçurum oldukça büyük. 15 Yıl aradan sonra Erhan Ziya SANCAR hocamızın sınıf resmini yayınlanamısın ardından ekte sunacağım resmin de gün yüzüne çıkmasının vakti gelmiştir.

Yıllar yıllar önce o körolası yokluk zamanlarında bile bir yalan uydurup bir şekilde aileme bu resmi aldırmayı başarmıştım. Gerçekten o dönemde  maddi anlamdaki yokluklar içinde bu resime ödediğim ücret ( 5.000 lira yanılmıyorsam ) benim ve ailem için bir resime ödenecek olası güç bir rakamdı ( Görende, duyanda mona lisa tablosunu alıyorum sanacak) ve yıllar sonra ne kadar zengin olursam olayım bir daha satın alamıyacağımın farkındaydım.

15_yil_hatirasi

Değerli arkadaşlarıma 15' nci yıl hatıram olsun

Resimde beyaz bir boşluk olarak görülen kısımda sevgili Ceylan DÖKMEN bulunmaktaydı. O zamanlar kendisiyle konuşma cesareti bulamasamda yıllar sonra, o günlere ait onun hakkındaki düşüncelerimi paylaşmaktan kendimi alıkoyamadım ve kendiside bunu büyük bir hoşgörü ve anlayış ile karşıladı. Bu resimin elimde olduğunu ve birgün paylaşacağımı ilk ona söylemiştim.

Son olarak ; O beyaz bölgeden çıkarılan resim parantez açtığım yıllarda cüzdanım ile birlikte ucuz etiketli bir çamaşır deterjanının kurbanı olmuştur.

( Gizlilik ilkelerine duyduğum bağlılıkk nedeniyle resimde bulunan arkadaşlarımın isimlerini paylaşmıyorum. İllada sen kimsin nerdesin diye merak ederseniz de resmin sağ üst köşesine bakmanız yeterlidir. )

Sevgi ve Saygıyla

Gazi ÖZATA

You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.
Powered by