”Nefes – Vatan Sağolsun” Filmi izlenimlerim

Nefes Filmi

Nefes Filmi

Dün yani 25 Ekim pazar günü, şu klima servisi bahşiş başlığında bahsettiğim can ciğer arkadaşımın yanıma gelmesi ve seni sinamaya götüreyim demesiyle birlikte soluğu eyüp sinemalarında almış bulunduk. Tabi çıkmadan önce internet üzerinden seans ve film araştırması yapmıştım. Hem benim hem arkadaşımın izlemek istediği film ” Nefes : Vatan sağolsun ” du. Daha önce bu filme giden arkadaşlarımın beklentilerini karşılayamasada gidip görmek lazım dedim ve salondan içeri girdim. Senaryo sunu Hakan Evrensel in yazdığı yönetmenliğini ve yapımcılığını Levent Semerci ‘ nin üstlendiği Nefes Filmi tamamiyle psikolojik ve drama üzerine yoğunlaşmış bir filmdir. Filmi görmek isteyenler herhangi bir hareket vurdu kırdı bekliyorlar ise boşuna heveslenmesinler. Filmde hiç mi hareketli sahne yok diyeceksiniz, evet var bir iki tane varki onlarda fazlasıyla insana yetiyor. Burada anlatılmak istenen olay Askerlimizin orda 2300+ Rakımda nasıl mücadele verdiği ve onlarında geride bıraktıkları bir yaşamının olduğudur.

Yukarıda Allah var, şahidimdir. Bundan yıllar yıllar evveli askerlik çağrı kağıdım geldiği zaman güneydoğuda askerlik yapmayı çok istemiştirim. Ama mevlam bize askerliği  F4 ve F16 uçaklarının arasında eskişehirde yapmayı nasip etti.

Filmde tanıyabileceğiniz yıldız oyuncu bulunmamaktadır. Konservatuar mezunu 40 genç oyuncu 1 ay askeri aldıktan sonra film çekimlerinin yapıldığı antalya yakınlarındaki tahtalı dağına 2300 rakıma çıkmışlar ve 1 ayboyunca burdan hiç inmemişlerdir.

Film hakkında söylemek istediğim bazı teknik noktalar var, bunlardan ilki derinden gelen seslerin bir türlü anlaşılamamasıdır. Belki bende bir anormallik var duymakta anlamkta sorun yaşıyordurum dedim arkadaşıma sordum, alttan gelen derin sesleri duyabiliyormusun diye ” birşeyler söyleniyor ama tam anlamak mümkün değil ” yanıtını verdi.Teknik demişken birde çekim ekibi hakkında bir detay verelim filmi çekebilmek için 12 ayrı kamera kullanılmış. Zaten filmi izlediğiniz taktirde açıların keskinliği sizi fazlasıyla etkileyecektir.

Son olarak film ile ilgili bir anımı da sizlerle paylaşayım. Bu film hayatımda gittiğim en pahalı film olma özelliğini taşıyor. Eyüp sinemalarını bilenler bilir Eyüp stadının hemen karşısındadır. Haftasonu olması sebebiyle ve yakında araç parketme yeri bulunmadığından sinemanın ön sağ tarafında bulunan marketin önüne arabamızı çektik. Biz oraya arabayı park etmeden önce zaten park cennetine dönmüştü. Velhasıl kelam biz filme girdik film arası verildi ve sigara içmek için dışarıya çıktık. O sırada bir çekicinin hemen önümüzde duran aracı çektiğini gördük, hemen yanımızda bir genç çıkıverdi, bir yandan dertli dertli sigara içerken bir yandanda çekicileri izliyodu. Çekici memurun işi bittikten sonra yanına giderek birşeyler sordu, sonradan öğrendim ki o arkadaşın arabasını da çekmişler yerini soruyordu. Ben ufak bir tebessümde bulundum ve bizim arabaya baktım. Bizim arabaya gelene kadar en az 20 tane araba vardıki çekseler bile onlar bizim arabaya sıra getirmeden biz filmden çıkarız diyordum.  Tekrar içeri girdik filmi izledik dışarı çıktık birde ne görelim, bizim arabanın yerinde yeller esiyor. Bu sefer sinema arasındaki o diyalog aklıma geldi ve yeniden tebessüm edip garajın yerini aramaya başladık. Neyseki fazla uzağa götürmemişlerdi, lakin olan 58 TL ye oldu. Döndüm ismaile şu parayı vermek zoruma gitmiyorda sistem çok zoruma gidiyor böyle olmamalı dedim. Sinema yapıyorsun sinemanın ne otoparkı nede çevresinde araç parkedecek başka bir yer yok, bari ispark yapta kılıfına uydur.

İsmail den hemen bir tebessüm ve ardından şu yanıt geliyor: İsmek saati 2 TL burda 15 dakikası 58 TL sence ?

You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.
Powered by